DİYAFRAM- ENSTANTANE



Fotoğraf makinalarında, film düzlemine düşecek ışık miktarını ayarlayan en önemli parçalardan birisidir. İnsanın gözünde, göz bebeğinin işlevi ne ise fotoğraf makinalarında da diyaframın işlevi odur.

Ortamdaki ışıklılık durumu yoğun ise, başka bir deyimle ortam çok ışıklı ise kapalı (kısık), ortam az ışıklı ise açık durumunda bulundurulur. Diyaframı, işlevi açısından bir musluğa benzetmek olasıdır. Musluk çok açıldığında suyun çok akması gibi, diyafram açık olduğu zaman da filme düşen ışık miktarı artacaktır.

Diyafram, birbirine tutuşturulmuş küçük metal plakalardan oluşur ve hareketini, içine yerleştirilmiş olduğu, dairesel bir bilezikten alır. Söz konusu metal plakaların çeşitli durumları, çeşitli fiziksel ölçüleri sonucunda farklı değerler almışlardır. Bu değerler diyaframın açıklık durumunu belirleyen ölçülerdir. Genel olarak diyafram açıklıkları aşağıdaki değerleri alırlar:

 

AYDINLATMA İNDİSİ

Genel olarak bir objektifin karakteri, odak uzunluğu ile birlikte ifade edilir. Objektiflerin üzerinde yazılı bulunan 1:1.4, 1:2.8, 1:2.5 gibi değerler, objektifin “aydınlatma indisini” gösterir. Aydınlatma indisi, objektifin odak uzunluğunun, objektif çapına oranıdır ve ışık geçirgenliğini gösterir. Bunu bir, iki örnekle açıklamak gerekirse; odak uzunluğu 50mm. olan bir objektifin çapı 50/2.8 18mm.’dir.

Bir objektifin aydınlatma indisinin büyük olması, o objektifin ışığa karşı daha duyarlı olmasını sağlar. Örneğin, aydınlatma indisi 1:1.2 olan bir objektifin ışığa karşı duyarlılığı, aydınlatma indisi 1:2.8 olan objektife oranla çok daha fazladır. Bunun sağladığı yarar ise, daha yüksek örtücü hızlarına çıkabilmektir.

Günümüz fotoğraf makinalarında en çok kullanılmakta olan diyafram değerleri, 1.4’ten 22’ye kadar olan değerlerdir. Son yıllarda fotoğraf endüstrisindeki gelişmeler 1:1.2’lik aydınlatma indisli objektifler yapılmasını sağlamıştır. Tahmin edilebileceği gibi aydınlatma indisinde optimum değer 1:1’dir. Yani objektifin odak uzunluğuyla çapının birbirine eşit olması anlamını taşır. Yine son teknolojik gelişmeler sonucunda aydınlatma indisi 1:1’in altına düşerek 1:0.9’a ulaşmıştır.

Diyaframlarla ilgili olarak mutlaka belirtilmesi gereken başka bir konu, diyafram değeri ile diyafram açıklıkları arasındaki ters orantılı ilişkidir. Şöyle ki; diyafram değeri 22 iken, diyafram açıklığı oldukça küçük, başka bir değişle oldukça kısıktır. Buna karşılık, örneğin diyafram değeri 2.8 olması durumunda diyafram açıklığı oldukça büyüktür. Başka bir deyişle, sayısal olarak diyafram değerinin büyük olması (örn: 32, 22, 16 vb.) diyafram açıklığının kısık, aksi durumda (örn: 1.4, 1.7, 2, 2.8 vb) diyafram açıklığının açık olması anlamına gelir.

Diyafram açıklığının kısık olması, yani sayısal olarak büyük değerler alması alan derinliğini arttırır. Aksi durumda ise yani diyafram açıklığının açık olması başka bir deyişle küçük sayısal değerler alması durumunda alan derinliği azalır.

ENSTANTANE (ÖRTÜCÜ VEYA OBTÜRATÖR)

Örtücü, diyaframdan geçerek film düzlemine düşen ışığın, filmi ne kadar süreyle etkileyeceğini belirleyen, zamanlayıcı bir parçadır. Örtünün açılıp kapanan hızlarına (birimlerine) “enstantane” denir.

Bilindiği gibi fotoğraf, gerçek yaşamdaki bir anın dondurulmuş bir durumudur. Dondurulan bu an örtücünün hızıdır.

Örtücü hızlan da, diyafram değerlerinde olduğu gibi belirli standart bir dizide toplanmıştır. Bu değerler;

T, B, 1, 2, 4, 8, 15, 30, 60, 125, 250, 500, 1000, 2000 ..dir.

Örtücü hızlan, en genelde 1 tam saniyeden başlayarak, saniyenin kesirleri olarak devam eder. 1, 2, 4, 8,………… 500, 1000, 2000 diye sıralanan enstantane değerleri, gerçekte, 1/1, l/2, 1/4, 1/8, ……….., 1/500, l/l000, 1/2000 saniyedirler.

Örtücü hızlarının birimlerini yazarken, sıralamada, ”T” ve ”B” gibi değerleri olduğunu belirtmiştik. ”B” biriminde örtücü, deklanşörün basılı kaldığı sürece açık kalacaktır ”T” de ise, deklanşöre bir kez basılıp bırakılır ve ikinci kez basılıncaya dek açık kalır. Bu enstantane birimleri özellikle gece çekimlerinde yada çok uzun poz verilmesi gereken durumlarda kullanılır. Diğer örtücü hızı birimlerinde, örneğin 30, 125, 500 vs. gibi, örtücü saniyenin 1/30’u, 1/125’i, 1/500’ü kadar açık kalacak ve kendiliğinden kapanacaktır.

ÖRTÜCÜ TÜRLERİ

Örtücülerin, türlerine göre iki grupta toplanması olasıdır.
a. Yaprak örtücüler;
b. Perde örtücüler;

1. Yaprak örtücüler
Bu tür örtücüler, fotoğraf makinalarında, diyafram ve merceklerin bulunduğu objektif içine yerleştirilmiştir. Genellikle 6 adet metal yaprakçıktan oluşur. çoğu kez hızları 1 tam saniyeden 1/500 saniye arasındadır. Daha çok optik bakaçlı stüdyo makinalarında kullanılmaktadır. Ancak diğer tür fotoğraf makinalarına uyarlanmış tipleri de vardır.

 



2. Perde Örtücüler
Fotoğraf makinalarında, filmin takılı olarak bulunduğu karanlık oda bölümünün hemen önünde yer alır. Fotoğraf makinasının çektiği görüntü büyüklüğüne eşit boyutlarda siyah bez ya da metal plakalardan yapılmıştır. Hızları genellikle 1-1/2000 saniye arasındadır. Daha çok 35 mm. fotoğraf makinalarında kullanılır.

İki Tip Örtücünün Karşılaştırılması
Bu iki tip örtücünün çeşitli kullanım alanları olduğunu söylemek sanırız gereksizdir. Onların çeşitli alanlarda kullanılması durumunu belirleyen nedenler, genelde, her iki tür örtücünün kendilerine özgü avantaj ve sakıncalarıdır. Bu avantaj ve sakıncaları aşağıdaki gibi özetleyebiliriz.

Yaprak örtücüler, çizimde de görüldüğü gibi, merkezden dışa doğru açılan ve dışardan merkeze doğru kapanan bir mekanizma ile çalışmaktadırlar. Bu tür bir çalışma prensibi, bir sakıncayı da beraberinde getirmektedir. O da şudur; yaprakçıkların merkezden dışa doğru açılmaları sırasında, filmin üzerinde ilk ışık gören nokta filmin merkezi, ışığı en son kesilen nokta yine merkez olmaktadır. Bu durumda, göreceli olarak, filmin her tarafı eşit miktarda ışık görememektedir. Hatta kenarlara doğru, filmin gördüğü ışık miktarı iyice azalmaktadır. Buna karşın yaprak örtücülerin iyi tarafı, çok sessiz ve titreşimsiz çalışmalarıdır. Sessiz çalışma zorunluluğu alan durumlarda, genellikle yaprak örtücülü fotoğraf makinaları yeğlenir.

Perde örtücülerde ise, daha önce sözünü ettiğimiz bez ya da metal plakalar yukardan aşağıya, aşağıdan yukarıya, soldan sağa ya da sağdan sola gibi çeşitli yönlerde açılıp kapanır. Eğer örtücünün açılıp kapanma yönü ile, fotoğrafı çekilmekte olan cismin hareket yönü çakışırsa, cismin görüntüsünde uzama gibi biçim bozulmaları meydana getirir. Ancak bu durum bilinçli olarak kullanıldığı takdirde bu şekilde ortaya çıkacak fotoğrafın belli estetik değerleri ve anlatımı söz konusu olabilecektir. Öte yandan bu tip örtücüler hem sesli hem de sarsıntılı çalışırlar. Bu ise kimi zaman sakınca yaratmaktadır.

DİYAFRAM AÇIKLIĞININ SAPTANMASI

Güzel fotoğraf çekmenin ana ilkesi ışığa karşı duyarlı filmin, duyarlılık derecesine uygun olarak, gerekli miktar ışığın gerekli süreyle etkisi altında kalmasıdır. Daha önceki bölümlerde gördüğümüz gibi fotoğraf makinelerinde filimi etkileyecek ışığın miktarı diyafram yardımıyla ve geçiş süresi de örtücü yardımıyla ayarlanır. Diyafram açıklığı, diyafram derinliğinin büyüklüğüdür. Diyafram tamamen açık olduğu zaman, ışık objektifin tamamından geçer. Diyafram açıklığı küçüldükçe objektifin kullanılan kısmı ve objektiften geçerek makine içine giren ışık miktarı azalır. Diyafram açıklıkları; 1,2 – 1,4 -2 -2,8 – 4 – 5,6 – 8 -11 -16 -22 – 32 gibi bir seri standart rakamlar halinde ifade edilir ve bunların her birine f stop adı verilir. Birbirini izleyen rakamlar diğerinin bir katı daha az ışık geçiren açıklıkların karşılığıdır. Örneğinin 5,6 diyafram açıklığında geçen ışık miktarı, 4 diyafram açıklığında geçen ışık miktarının yarısı, 8 diyafram açıklığında geçen ışık miktarının ise bir katı kadardır. Buradan da anlaşılacağı gibi objektif üzerinde diyafram açıklıklarını gösteren halka üzerindeki rakamlar, küçüldükçe diyafram açıklığı artar, büyüdükçe diyafram açıklığı azalır.

Filmler belirli miktarda ışıktan etkilenirler. Bu miktardan fazlası filmin fazla etkilenmesine bu nedenle negatif filmler de görüntünün çok koyu, reversal filmlerde ise çok açık olmasına, az gelen ışık ise filmin yeterli derecede etkilenmemesi nedeniyle görüntünün negatif filmlerde çok açık, reversal filmlerde çok koyu olmasına neden olur. Doğal olarak bu iki şekil de istenilen sonuç değildir. Bu nedenlerle diyafram açıklığı o şekilde ayarlanmalıdır ki, çok aydınlık ve güneşli bir havada da çok kapalı ve bulutlu bir havada da fotoğraf çekildiğinde aynı koyulukta bir görüntü elde edilmelidir. Bundan dolayı filmin gerekli miktarda ışığın etkisi altında kalarak normal koyulukta bir kararma meydana getirmesi için, güneşli havalarda diyafram az ışık geçirecek şekilde ve kapalı havalarda ise çok ışık geçirecek şekilde ayarlanması gerekir. Demek ki, diyafram açıklığı ışığın şiddetiyle ters olarak orantılıdır. Yani ışık fazlalaştıkça diyafram açıklığını küçültmek buna karşılık ışık azaldıkça da diyafram açıklığın büyütmek gerekmektedir. Bu şekilde her iki durumda da film aynı miktarda ışığın etkisi altında kalacağından sonuç aynı olacaktır.

ALAN DERİNLİĞİ
Diyafram açıklıklarının. objektiften geçerek filme etki eden ışık miktarını ayarlaması yanında, ikinci bir görevi de alan derinliğini belirlemesidir. Aynı derinliği, netliğin ayarlanmış olduğu noktanın önünde ve arkasında uzanan netlik bölgesidir. Yani fotoğrafta ön plandaki en net nokta ile arka plandaki en net nokta arasındaki uzaklıktır.

 

Alan derinliği sınırları, yani en öndeki net nokta ile en arkadaki net nokta arasındaki mesafe, istenilen netliğin sınırları, objektif odak uzaklığı, diyafram açıklığı ve konu ile fotoğraf makinesi arasındaki mesafe gibi birtakım etkenlere bağlıdır. Diyafram açıklığı küçüldükçe alan derinliği artar, yakındaki ve uzaktaki cisimlerin görüntüleri daha net olur. Diyafram açıklığı büyüdükçe alan derinliği azalır ve belli bir uzaklıktaki bütün cisimlerin, makina sonsuza ayar edilmedikçe kesin, belirli net bir görüntüsünü elde etmek olanaksızlaşır. Alan derinliğini sınırlamanın fotoğrafta üç boyutluluk duygusunu kazandırma gibi bazı önemli yararları vardır.

 

Birçok fotoğraf makinasının objektifleri üzerinde mesafe ayar halkasının hemen yanında alan derinliği cetveli vardır. Bu cetvel üzerinde, bir çizgi, bir ok ya da bir noktanın sağında ve solunda olmak üzere her iki tarafa doğru diyaframın en küçük açıklığından en büyük açıklığına kadar f/stopları gösteren rakamlar sağlanmıştır. Çizgi, ok ya da nokta esasen makinanın metre ayrının yapılmasında kullanılmaktadır. Yani makina kaç metre ayarlanacaksa o mesafeyi ifade eden rakam, çizgi ok ya da noktanın karşısına getirilir. Makine netlik için ayarlandıktan sonra bu işaretin sağında ve solunda fotoğraf çekmek için kullanılan diyafram açıklığı rakamlarının, mesafe cetvelinde karşılarına gelen mesafe rakamları konunun alan derinliği sınırlarıdır. Makinanın her diyafram açıklığı için alan derinliğini gösteren bir cetveli yoksa bu durumda bu amaç için hazırlanmış alan derinliği tablolarına bakmak faydalıdır.

 

Alan derinliğinin sınırlarını bulmak için, net olması istenilen en yakın cismin makinaya olana mesafesini 2 ile çarpmak ve elde edilen bu rakam ile mm. cinsinden gösterilen odak uzaklığı mesafesini bölmek gerekir. Örneğin 75mm. odak uzaklığı olan makine ile çekilen fotoğrafta alan derinliği sınırlarının 4 metre ile sonsuz olması istendiği zaman: 4×2=8 ve 75:8= 9,37 bulunur. Bu 4 metre ile sonsuz arasında alan derinliği sınırları olan bir fotoğraf çekilebilmesi için, fotoğraf makinası mesafe ayarının 8 metreye, diyafram açıklığının da f/9’a ayarlanması gerektiğini gösterir. Çok kısa mesafede belirli alan derinliği sınırları için gerekli netlik ayar mesafesi ve diyafram açıklığını bulmak biraz zordur. Bunun için de:

Netlik Ayar Mesafesi =( 2 x A x B)/ A B
Diyafram Açıklığı = (Odak uzaklığı x (B-A))/ (2 x A x B)

formülleri kullanılır. Formüllerde (A) en yakın net nokta mesafesi ve (B) en uzak net nokta mesafesidir. Örneğin, 6×6 lık bir makinayla F 75 mm., 3 metre ile 12 metre arasındaki alan derinliği için:

Netlik ayar mesafesi = (2 x 3 x 12)/(3+12) = 72/15 = 4,8 metre
Diyafram Açıklığı = (75 x(12-3))/(2 x 12 x 3) = 675/72 = f/9,3

bu da 3 metre ile 12 metre arasında bir alan derinliği elde edebilmek için makinanın f/9 da 4,8 metreye göre ayar edilmesi gerektiğini göstermektedir.

 

ENSTANTANE (OBTÜRATÖR) AYARI

Obtüratör hızının saptanmasında rol oynayan etkenlerden biri de konunun fotoğraf çekilmesi anındaki durumu, hareketli olup olmadığıdır. Hareketli konuların fotoğraflarının çekiminde dikkat edilecek hususlar, konunun hareket yönü, konu-fotoğraf makinası mesafesi ve kullanılan filmin hızıdır. Örneğin, saniyede 1 kilometre hızla yan tarafa doğru hareket eden bir konunun fotoğrafını, 1/1000 saniye obtüratör hızı kullanılsa bile net olarak çekmek olanaksız gibidir. Halbuki aynı konu fotoğraf makinasından çok uzakta olsa idi o zaman 1/100 saniyelik ya da 1/50 saniyelik obtüratör hızı net fotoğrafın çekilmesini sağlayacaktı. Buna göre hareket halinde olan konuların, fotoğraflarını, olabildiği kadar uzaktan çekmek ve sonradan elde edilen negatiften büyütülerek baskı yapmak yerinde olur.

Fotoğrafını çekeceğiniz konuların hareket hızlarını hesap ederken, hareket yönüne de dikkat etmeniz gerekir. Örneğin cepheden size doğru gelen bir otomobilin yer değiştirişi fazla değildir. Halbuki aynı otomobilin sağdan sola veya soldan sağa doğru hareketinde yer değiştirişi çok daha fazladır. Otomobilin hızı her iki şekilde de aynı olmakla beraber karşınızda yer değiştiriş bakımından farklı bir durum meydana gelmiştir ki bu da seçilecek obtüratör hızının yani enstantanenin saptanmasında büyük rol oynar. Hareketli konuların fotoğraflarının çekiminde enstantane ayarını, fotoğrafta hareketin belli olmayacağı kadar kısa bir süre seçmelidir. Çünkü çok hızlı hareket eden bir konunun fotoğrafını çekerken, düşük hızda bir enstantane kullanılırsa, objektifin açık kaldığı süre içinde konu yer değiştirecek ve bu nedenden film üzerinde hareket hali dolayısıyla net olmayan bir görüntü elde edilecektir. Buna karşılık enstantaneyi konunun hareketiyle orantılı olarak ayarlanırsa, objektifin açık kaldığı süre içinde konu hareket halinde olsa bile, objektifin açık kalış süresi o kadar kısa olacaktır ki, ancak o zaman parçası anındaki konunun durumu saptanacak, dolayısıyla net bir görüntü elde edilecektir.

Birçok durumlarda böyle hızlı hareket eden konuların bir ölü zamanı, yani çok kısa da olsa hareketsiz oldukları bir zaman vardır. Ve onu bulup fotoğrafı o anda çekmek çok büyük bir avantajdır. Örneğin, en yüksek noktasına gelmiş bir salıncak bir an durur ve ondan sonra aşağıya düşmeye başlar, ya da yüksek atlamada sırıkla atlayan bir alet, barın öteki tarafında düşmeden önce, bir an tepede kalır. Bu an çok kısa da olsa onu bulup tespit etmek işten bile değildir. Bütün mesele kısa bir obtüratör hızı kullanmaktır. Fakat bazı durumlarda obtüratör hızının çok kısa olması, fotoğrafta olağan dışı bir görüş verir. Örneğin, dans eden bir balerin elbisesinin eteklerinin hafif flu dalgalar vermesi, fotoğrafa bir canlılık verir. Tersi ise dik, sert bir hava verir.

Muhtelif hareketli konuların fotoğraflarının çekiminde enstantane değerlerinin saptanmasında başlangıç noktası olabilecek bir tablo veriyoruz.

Tablonun kullanılması: mesela saatte 9-18 km. hızla giden bir bisikletlinin fotoğrafının çekilmesi isteniyor. Hareket halindeki konular sütununda (2. blok) bisikletlileri bulunduktan sonra:

1. Kullanılan makine F. 50mm. ve konu-makine mesafesi,
a) 50 metre olduğunda hareket yönüne göre 1/10, 1/25, 1/50
b) 25 metre olduğunda hareket yönüne göre 1/25, 1/50, 1/100
c) 10 metre olduğunda hareket yönüne göre 1/50, 1/100, 1/250
d) 5 metre olduğunda hareket yönüne göre 1/100, 1/250, 1/500 enstantane değerleri kullanılır.

2. Kullanılan makine F. 105mm.ise ve konu-makine mesafesi
a) 100 metre olduğunda hareket yönüne göre 1/10, 1/25, 1/50
b) 50 metre olduğunda hareket yönüne göre 1/25, 1/50, 1/100
c) 20 metre olduğunda hareket yönüne göre 1/50, 1/100, 1/250
d) 10 metre olduğunda hareket yönüne göre 1/100, 1/250, 1/500 enstantane değeri kullanılır.

Hareket halindeki konular

HIZ

Konu-makine mesafesi (mt)

Hareket yönü

Saniye metre

Saatte km.

F 50 mm.

F 75 mm.

F 105 mm.

F 135 mm.



Bulutlar (hızlı hareket), yeşillik (orta hızda hareket), şahıslar (ağır yürüyüş), Çocuklar (ağır ağır oynuyorlar), Yüzenler, yürüyen atlar, kürekle çekilen sandal

1 ila 2.5

3.6 ila 9

50

25

10

5

75

35

15

7

100

50

20

10

135

65

30

15

1/5

1/10

1/25

1/50

1/10

1/25

1/50

1/100

1/25

1/50

1/100

1/250

Yapraklar( çok hareketli), şahıslar (hızlı yürüyüş), çocuklar (canlı oyun) Bisikletler, tırıs giden atlar, tramvaylar, gemiler

2.5 ila 5

9 ila 18

50

25

10

5

75

35

15

7

100

50

20

10

135

65

30

15

1/10

1/25

1/50

1/100

1/25

1/50

1/100

1/250

1/50

1/100

1/250

1/500

Koşan şahıslar, patinajcılar, dörtnala giden atlar, yelkenli gemiler

5 ila 10

18 ila 36

50

25

10

5

75

35

15

7

100

50

20

10

135

65

30

15

1/25

1/50

1/100

1/250

1/50

1/100

1/250

1/500

1/100

1/250

1/500

1/1000

Uçan kuşlar, jimnastik yapan kimseler, motosikletçiler, motorlu sandallar, at yarışları, denize atlayan şahıslar, planörler, trenler, otomobiller

10 ila 25

36 ila 90

50

25

10

5

75

35

15

7

100

50

20

10

135

65

30

15

1/50

1/100

1/250

1/500

1/100

1/250

1/500

1/500

1/250

1/500

1/1000

 Otomobil yarışları, uçaklar

25-50

90-180

50

25

10

75

35

15

100

50

20

135

65

30

1/100

1/250

1/500

1/250

1/500

1/1000

1/100

1/1000

Ve bütün bunlardan daha süratli konular

50-100

180-360

50

25

10

75

35

15

100

50

20

135

65

30

1/250

1/500

1/100

1/250

1/1000

1/1000

ENSTANTANE DİYAFRAM BAĞLANTILARI

Bazı ışık koşullarında fotoğraf çekilirken poz değerlerinden obtüratör hızı arttırılırken, diyafram açıklığı büyütülürse sonuçta aynı nitelikte bir görüntü elde edilir. Örneğin bulutlu bir havada f/8 -1/25 ile ve f/5,6 -1/50 poz değerleriyle çekilen fotoğraflar aynı nitelikte iki fotoğraftır. Çünkü birinci halde, f/8 -1/25 değerleri ile çekilen fotoğrafta, objektiften geçerek filmi etkileyen ışık miktarı ile, ikinci halde f/5,6 -1/50 değerleri çekilen fotoğrafta filmi etkileyen ışık miktarı aynıdır. İkinci halde diyafram açıklığı f/8’den f/5,6’ya çıkartıldığında ışık miktarı bir kat arttırıldığı halde enstantane, yani obtüratör hızı 1/25’den 1/50’ye çıkartıldığından objektiften geçen ışık miktarı yarı yarıya azaltılmış olur. Bu nedenle iki halde de çekilen fotoğraflarda film aynı miktarda ışığın etkisinde kalmıştır. Bunun için her iki halde de film üzerine iki pozda da aynı şekilde bir kararma meydana geleceğinden çekilen fotoğraflar aynı nitelikte iki fotoğraf olur.

Demek ki, gerektiğinde, diyafram açıklığını sabit tutup enstantaneyi değiştirerek, ya da enstantaneyi sabit tutup diyafram açıklığını değiştirerek aynı nitelikte fotoğraflar çekmek olanak dahilindedir. Yalnız bu nitelik eşitliği sadece ışık etkisi yönündedir.Yani her iki halde de çekilen fotoğraflarda film üzerine aynı miktarda ışık düşmüş, aynı yoğunluklarda görüntüler elde edilmiştir. Ancak bu nitelik eşitliği yanında bazı farklar vardır. Bunlarda net bölgelerin farklılığı, hareketli konuların farklı netlikte görünüşleri vb. gibidir. Bu nedenle gerekli poz değerlerinin saptanmasında, koşullara göre enstantane diyafram bağlantıları arasında bir seçim yapmak gerekir.

Poz değerlerinin saptanmasında göz önünde bulundurulacak etkenler şunlardır : Kullanılan filmin duyarlık derecesi, hızı, konunun hareketli olup olmadığı, aydınlanma koşulları, ışığın şiddeti ve yönüdür.

  1. Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: